Beşiktaş Taraftarları – Beşiktaş’ım Sevmişiz Seni (Yeni Marş) Dinle Mp3 İndir

24 Ağustos 2010 Yazan admin  
Kategori Beşiktaş, Beşiktaş Marşları

Beşiktaş`ın dünyaca ünlü taraftar grubu Çarşı`dan bir beste daha!

Yankı Alper`in "Ben bir kere sevmişim seni" adlı şarkısını Beşiktaş`a uyarlayan taraftarlar, yeni bestelerini stüdyo ortamında seslendirip, dün Beşiktaş kulübüne armağan etmişti.

İlk olarak dün İnönü Stadı`nda çalınan yeni beste, taraftarlar tarafından da beğenildi.

http://www.facebook.com/video/video.php?v=427030393647

İŞTE SÖZLER

Beşiktaşım sevmişiz seni…

Herşey gider kalbimizden bir sen kalırsın
Gece gündüz aklımızdasın…
Bizim için sevdadan delirmiş diyorlar
Bilmeyenler nasıl anlasın…

Gördüğümüz anda siyah beyaz rengini
Görmez olduk başka renkleri…
Hiçbirşeye değişmedik senin sevgini
Beşiktaşım o günden beri…

Varsın oldun üstümüzden gitmesin keder
Siyah beyaz forman bize bir ömür yeter
Senin aşkın uğruna ölmeye değer
Beşiktaşım sevmişiz seni…

Senin sevgin uğruna tüm stadlarda
Aç kaldık susuz kaldık deplasmanlarda
Doyduk senin aşkının o sıcaklığıyla
Beşiktaşım sevmişiz seni…

Söz: Beşiktaş Taraftarları
Müzik: Yankı Alper
Seslendiren: Yankı Alper
Vokaller: Beşiktaş Taraftarları
Düzenleyenler: Alen Markaryan & Birolcan

 

<<MP3ü İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ>>

  • Share/Bookmark

Çarşı “Evet”e Karşı! Nayır Ulan!

06 Ağustos 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler

Çarşı Referanduma Karşı

12 Eylül'de düzenlenecek referandumla ilgili taraftar grupları da tek tek renklerini belli edecek açıklamalar yapmaya başladı. Beşiktaş Çarşı grubu yaptığı açıklamada, ''hayır demek yetmez, nayır ulan nayır'' dedi. İşte o açıklama:

"Bugün, Çarşı olarak duruşumuzun neden ve sonuçlarını açıklamak üzere burada bulunuyoruz. Gençliğimizi 12 Eylül cuntasıyla çalan zihniyetin devamı olan; hayatımızı dayatılan yasaklar, baskılar, zulümler ve işkencelerle karartarak, emperyalizmin hedeflediği şekilde iktidara gelenler yeni bir tiranlık kurmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yapı taşlarını parçalamak için, “evet” dememizi istiyor…“Kel Hasan – Hasan Kel” arasında fark yaratarak yoksul halk kitlelerine; makarna, kömür ve boş umutlar dağıtarak iktidardaki süreçlerini palazlanarak geçirenler, “evet” dememizi istiyor…

 

İŞBİRLİKÇİ YÖNETİME ''HAYIR''
YÖK’ü kaldıracağız diyerek iktidar olanlar, kendi YÜK’lerini yaratmanın hazzıyla, “evet” dememizi istiyor… Memura “grevli, toplu iş sözleşmeli grev hakkı” vaat edenler, memuru kapı-kulu yapma gayesiyle alel-acele hukuksuz atamalarla kendi kadro katarlarını yaratanlar, “evet” dememizi istiyor… Cennet yurdumuzda var olan doğal enerjileri; rüzgârı, güneşi adil ve verimli kullanmak varken, devasa tahribatı bilinen nükleer enerjiyi ve onun batmakta olan çok-uluslu nükleer santral şirketlerini rantçı teşviklerle palazlayan, HES ile doğal hayatı tahrip eden projeleriyle yaşamımızı zindan edenler, “evet” dememizi istiyor…

2002 öncesi, tarım ve hayvancılık ülkesi konumunda olan yurdumuzun dünya pazarında söz sahibi olması için yeni projeler yaratmak varken; “fındık piyasasını işbirlikçi yöntemlerle İtalyanlara, şekeri ve pamuğu İngilizlere, hububatı Amerikalılara, hayvancılığı ise Siyonistlerle işbirliği yapan araplara” devredenler, “evet” dememizi istiyor…Bir türlü doymak bilmeyen iktidar hırsıyla her yere her şeye egemen olma hissi ve kirli planlarıyla sivil toplum kuruluşlarında, spor kulüplerinde hatta köy ve mahalle derneklerinde söz ve yetki sahibi olmak ve emperyalizme daha şirin görünmek için halkımızı ikram etmekisteyenler, “evet” dememizi istiyor… Bilimsel özerk eğitim yerine daha bilinçsiz kitleler yaratmak adına; eğitim ve öğretim sistemini tarumar ederek, cumhuriyet okullarına medrese sistemini getirmek isteyenler, “evet” dememizi istiyor…

 

ÇARŞI, TOPLUMUN VİCDANI OLMAYA ÇALIŞIYOR
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve onun değerlerine dil uzatanlar, “evet” dememizi istiyor…Şimdi bize dayatılan iki seçenek var:ya 12 Eylül cunta anayasasına sözde, “hayır” ya da banayasaya, “evet” …Her ikisi de emperyalist işbirlikçilere onay anlamı taşıdığından, bizler hayır diyoruz! Çarşı olarak; bugüne kadar içimizdeki Beşiktaş, yurt ve halk sevgisini tribünlerden sokaklara taşıyarak toplumun vicdanı olmaya çalıştık. Bu zamana kadar karşılıksız bir sevdanın mücadelesini verdik ve bedellerini ödedik, hiçbir vakit de bundan imtina etmedik. Çarşı olarak; 12 Eylül cuntasının devamı olan 1982 anayasasına “Hayır” derken, 12 Eylül cunta anayasasının perçinlenmesini sağlayacak referandum sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez ilkelerini değiştirip emperyalizme sunanlara da bir çift sözümüz var:
 
size de; hayır ulan!
belagat yok!
feragat yok!
çarşı var!
ama hayır demek yetmez!
nayır ulan nayır!"

  • Share/Bookmark

Halkın Seni Asla Unutmayacak Uğur Mumcu(1942-1993)

24 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler

SAYGIYLA ANIYORUZ…

24.01.2010 ÇARŞI Resmi Sitesi giriş sayfası http://www.forzabesiktas.com

UĞUR MUMCU

1942
22 Ağustos'ta Kırşehir'de doğdu. Tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanımın dört çocuğunun üçüncüsü.
1949-54
Ankara'da Ulus'taki Devrim İlkokulunda başladığı ilköğrenimini Bahçelievler'deki Ulubatlı Hasan İlkokulunda tamamladı.
1957-61
Ankara Cumhuriyet Ortaokulunu ve Ankara Deneme Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi.
1962
Yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı.
1963
Fakültede Öğrenci Derneği Başkanı seçildi.
1965
Hukuk Fakültesini bitirdi ve Cemal Reşit Eyüpoğlu'nun yanında bir süre avukatlık yaptı.
1965-66
18 Haziran 1965'te "Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz?" başlıklı makalesiyle Yön Dergisinde yazmaya başladı.
27 Mayıs Devriminin özgürlükçü ortamında "İnsanlar sadece konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludurlar" diyerek Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön Dergisinde yazdığı makalelerle bir yandan Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerini, tam bağımsız bir Türkiye'yi savundu.
1967
30 Haziran'da "Kitap Toplatmak Anayasaya Aykırıdır" başlıklı yazısıyla Kim Dergisinde yazmaya başladı.
 
18 Ağustos'ta "Anayasaya Saygı" başlıklı yazısıyla Akşam Gazetesinde incelemeleri yayımlanmaya başladı.
1968
Dil öğrenmek için İngiltere'ye gitti. Yazılarına oradan devam etti.
 
25 Şubat'ta Akşam Gazetesindeki inceleme yazılarının sonuncusu yayımlandı.
 
1 Mart'ta Kim Dergisindeki son yazısı, Londra'dan yolladığı "Yeter Artık Beyler" oldu.
 
25 Mart'tan itibaren aralıklarla Türk Solu Dergisinde yazmaya başladı.
1969
31 Ocak'ta Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsü Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı oldu.
 
15 Temmuz'dan sonra incelemeleri, Milliyet Gazetesinde yayımlanmaya başladı.
 
Asistan olduktan sonra, 13 Kasım'da Ankara Barosu Levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı.
1969-71
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'nde yazıları yayımlandı.
1970
Ant Dergisi ile Cumhuriyet Gazetesinde makale ve incelemeleri yayımlandı.
 
24 Mart'tan itibaren Devrim Dergisinde yazmaya başladı.
1971
12 Mart'ta gerçekleşen darbenin aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. 17 Mayıs'ta gözaltına alındı. Ayrıntı "Kitaplarımı İsterim" . Bir ay sonra serbest bırakıldı.
 

12 Temmuz'da Ortam'da yazıları yayımlanmaya başladı. Dergi, 29 Kasım'da çıkan sayısından sonra kanun dışı baskıları protesto etmek amacıyla yayın hayatına son verdi.

 
27 Ekim'de Devrim Dergisine son kez yazdı.
 
Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, orduya hakaret etme savıyla tutuklandı. Pek çok aydınla birlikte, Mamak Askeri Cezaevinde bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edildi ancak, kararın Yargıtay'ca bozulmasının ardından serbest bırakıldı.
1972
10 Ekim'de serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı.
1973
Tuzla Piyade Okulunda 10 Ocak'a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçlanarak "er" çıkarıldı ve Patnos'a yollandı.
1974
31 Ocak'ta askerliğini sakıncalı piyade eri olarak, Ağrı'nın Patnos ilçesinde tamamladı. Bu yaşadıklarını "Evet, evet ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!" diyerek, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için sadece maddi tazminat isteğiyle açtığı davayı kazandı ve yedek subaylık hakkını elde etti.
12 Mart döneminde yaşadıklarıyla ilgili bilgi için tıklayınız.
 
Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel olarak, 25 Şubat'ta Yeni Ortam Gazetesinde "Anarşist!.." başlıklı yazısıyla başladı.
 
Yazılarında, hem sorunları dile getirdi hem de hukuka aykırı ve yasadışı uygulamaların üstüne gitti. "Tek bir tahrikçi ajan adı veremezsiniz" diyen Demirel'e "Bir Hikâyemiz Var" başlıklı yazısında, onlarca provokatörün adını belgeleriyle açıklayarak, tüm antilaik, antidemokratik oluşumları uygulamalarıyla belgeledi. Ayrıntı "Sormayalım mı?"
1975
12 Mart'ta "Ayrılırken" başlıklı yazısıyla Yeni Ortam Gazetesinden ayrıldı.
 
18 Mart'ta "Denklem" yazısıyla Cumhuriyet Gazetesindeki 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda da Anka Ajansında çalışmaktaydı.
 
Nisan ayında 12 Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler kitabı yayımlandı.
 
Ekim ayında, Anka Ajansında çalışırken Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitap yayımlandı. Böylece "hayali ihracat" kavramı kamuoyunun gündemine girmiş oldu.
1976
Mayıs ayında Güldal Homan ile nişanlandı. 19 Temmuz'da evlendiler.
1977
Anka Ajansından ayrılarak Cumhuriyet Gazetesinin kadrolu yazarı oldu.
 
Terörün toplumu korkuya, karamsarlığa ittiği günlerde, kalemiyle teröre karşı durdu. Taksim'deki 1 Mayıs katliamının ardından, bu olayı ve bu tür olayları irdeleyen yazılar yazdı.
 
Mayıs ayında oğlu Özgür dünyaya geldi.
 
Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı.
1978
12 Mart döneminde yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. Kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanırdı. Bu dönemi anlattığı Sakıncalı Piyade adlı yapıtını, Rutkay Aziz ile birlikte, tiyatroya uyarladı. Sakıncalı Piyade Tiyatro ilk olarak Ankara Sanat Tiyatrosu'nca (AST) sahneye kondu ve700 kez sahnelendi.
 
Aralık'ta, siyasal yaşamda adı duyulan, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.
1979
Terörün yeniden tırmandığı, gencecik insanların sokak ortasında kurşunlandığı, kahvelere, evlere bombaların atıldığı bir ortamda, tarihin boş yere tekrar etmesini önlemek ve ders alınmasını sağlamak amacıyla, 12 Mart öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak Temmuz ayında yayımlandı.
1980
1980'li yıllar başlarken 70'li ve 60'lı yılları da incelediği, yenilmeyen gücün, halkın örgütlü gücü olduğunu anlattığı yazıları Tüfek İcat Oldu başlığı altında Şubat ayında yayımlandı.
 
12 Eylül darbesi oldu. Ayrıntı "Bundan Sonra" . 12 Eylül'ü gerçekleştiren generaller tarafından partilerin, birçok kitle örgütünün kapatılması gibi sorunların yaşandığı bu dönemi ve uygulamalarını eleştirdi. "Terörsüz Özgürlük"
1981
Kendi deyişiyle, "..terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak…" için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör adlı inceleme kitabı Mart ayında yayımlandı.
 
13 Mayıs'ta Mehmet Ali Ağca, Papayı öldürme girişiminde bulundu. Ayrıntı "Yine Ağca" . Daha önce 1979 yılında Abdi İpekçi'nin katili olarak yakalanan Ağca üzerine çalışma ve araştırmalar yapmıştı, Papa olayı sonrasında irdemelerini yoğunlaştırdı.
 
Haziran ayında kızı Özge doğdu.
 
"Bu kitap ile yalnızca, parlamento çalışmalarını engelleyen, kürsülerde yurt ve dünya sorunlarının özgürce konuşulmasını engelleyen sorumsuz bir azınlığın sergilediği çirkinlikler eleştiri konusu yapılmıştır." dediği Söz Meclis'ten İçeri 'nin ilk baskısı Ekim ayında yapıldı.
1982
Ağca Dosyası kitabının ardından Kasım'da Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı.
  Barış Derneği kapatıldı. Yöneticileri ve üyeleri 141. ve 142. maddelerden suçlanarak tutuklandı. Barış Derneği Davası, 12 Eylül döneminde, Türk aydınlarına karşı topluma göz dağı vermek için açılmış bir davaydı. Mumcu pek çok yazısında bu konuyu ele aldı.
1983
Genel seçimler yapıldı. Birçok politikacının yasaklı olduğu bu dönemde, ekonomik ve toplumsal çarpıklıkları, hukuk dışı uygulamaları gözönüne seren araştırmalar yaptı. Ayrıntı "Lozan ve Sevr" .
  Şubat'ta Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. Bu röportajın NBC'de yayımlanmasını isteyen NBC yöneticilerine, hazırladığı röportajı o sırada kapalı olan gazetesi Cumhuriyet'ten başka bir yerde yayımlamayı düşünmediğini söyledi.
1984
Mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan ancak, Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı "Aydınlar dilekçesi"nin hazırlanmasına katıldı.
  Sakıncasız adlı oyunu yazdı. Basındaki yozlaşmanın ve döneklerin sergilendiği, 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkencelerin anlatıldığı oyun, 3 Nisan – 7 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Hodri Meydan Kültür Merkezi'nde ve 10 – 27 Mayıs tarihleri arasında da Ankara Sanat Evi'nde sahnelendi.
 
Uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan Papa-Mafya-Ağca kitabı Haziran ayında yayımlandı.
1985
Haziran'da Liberal Çiftlik ve Devrimci Demokrat adlı kitapları yayımlandı.
  Roma'ya gitti. Papa davasında uzman tanık olarak bilgisine başvuruldu.
1986
Mehmet Ali Aybar'la Türkiye İşçi Partisi (TİP) olgusu ve Marksizm üzerine yaptığı Aybar ile Söyleşi kitabı Temmuz ayında yayımlandı.
1987
Şubat'ta, yakın tarihimize ışık tutacağını düşünerek, 27 Mayısçılardan Osman Köksal'ın anı ve mektuplarına yer verdiği kitabı İnkılap Mektupları yayımlandı.
 

Milliyet Gazetesinden Örsan Öymen ile birlikte, Federal Almanya'da, eski Adana Müftüsü Cemalettin Kaplan ile cemaati önünde görüştü. Bu görüşme, 10 Şubat'ta Cumhuriyet Gazetesinde yayımlandı.

 

Mayıs ayında araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve Kasım'da da 12 Eylül Adaleti adlı kitapları yayımlandı.

1988
Ağustos ayında Eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) Başkanı Behice Boran'la yaptığı söyleşiyi içeren Bir Uzun Yürüyüş yayımlandı. Yine Ağustos ayında, günümüzde de etkinliğini hiç yitirmediği görülen üçlü arasındaki ilişkileri belgeleriyle anlatan yazılarından derlediği Tarikat-Siyaset-Ticaret adlı kitabı yayımlandı.
1989
Özal hükümeti döneminde Milli Savunma Bakanlığına getirilen Ercan Vuralhan, Dışişleri Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkan Yardımcısı iken, diplomatlar ve dış görevdeki personelin güvenliğini sağlamak için aldırılan zırhlı araçlar konusundaki yolsuzluklar üzerine yazılar yazdı.
1990
"Yakın tarihimizin pek aydınlanmayan bir bölümünü oluşturuyor.." diye düşündüğü 40'lı yılların siyasal çerçevesini çizmek ve koşullarını yansıtmak amacıyla yaptığı araştırma çalışmalarını 40'ların Cadı Kazanı adlı kitabında topladı. Ağustos'ta da diğer bir kitabı Kâzım Karabekir Anlatıyor yayımlandı.
1991
Temmuz ayında en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.
 
6 Kasım'da onaylamadığı gelişmeler üzerine, 80 arkadaşı ile birlikte, Cumhuriyet Gazetesinden ayrıldı.
1992
1 Şubat – 3 Mayıs tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazdı. Buradaki yazılarında Kürt sorununu sıklıkla gündeme getirirken yurtdışındaki PKK yayınlarını yakından izledi. 3 Mayıs'ta Milliyet Gazetesindeki son yazısı "Gazeteci" ydi.
 
Şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı Gazi Paşa'ya Suikast adlı kitabı basıldı.
 
7 Mayıs'ta Cumhuriyet Gazetesi'nde yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden Gazetesine döndü.
 
Hizbullah, PKK ve kontrgerilla konularını irdeleyen makaleler yazdı. "Hizbulkontra!.."
1993
13 Ocak'ta İstanbul'da Harp Akademilerinde gazetecilik üzerine bir konferans verdi. Konuşma metni için Gazetecilik .
 
Öldürülmeden önce, PKK ve Kürt sorunu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı. Ayrıntı Kürt Dosyası
 
Son yazısı "Zeyilname" .
 

24 Ocak Pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü.

 

Kaynak: http://www.umag.org.tr/ http://www.forzabesiktas.com

  • Share/Bookmark

Çarşı, CNNTürk’te Ordaydım Belgeseli’nde Anlatılıyor.

16 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Beşiktaş, Beşiktaş Haberleri

Bir belgesel klasiği ‘Oradaydım’ın bu haftaki yeni bölümünde; Türk futbol tarihine damgasını vuran ‘Beşiktaş’ın efsane taraftar gurubu Çarşı ekrana geliyor. Çarşı grubunun amigo lideri ‘Alen Markaryan’ Çarşı’nın doğuşunu ve bugünlere gelişinin hikayesini “Oradaydım” belgeselinde anlatıyor.

Çarşı gurubu hangi amaçla kuruldu? İlk kuruluş toplantısında neler konuşuldu? Çarşı yıllardır Beşiktaş futbolcularıyla neden görüşmüyor? “Grup kendini fes etti” söylentilerinin arkasında hangi gerçekler var? Çarşı tarihinin dönüm noktaları neler? Alen Markanyan tüm bu soruların cevaplarını ve Türkiye tarihinin en çok konuşulan taraftar grubunun bilinmeyen hikayesini ‘Oradaydım’ Belgeseli’nde anlatıyor.

Bir Belgesel klasiği ‘Oradaydım’ bu gece saat 23.30’da CNN TÜRK’te ekranlara gelecek.

Kaynak: www.cnnturk.com.tr

  • Share/Bookmark

Çarşı’nın Sanal TV Kanalı Forza TV Yayına Başlıyor

15 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Beşiktaş, Beşiktaş Haberleri

1982 yılında kurulan Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı, bir süredir sanal ortamda yürüttüğü faaliyetleri geliştirerek internetten görüntülü yayın yapmaya başlıyor.

Web TV teknolojisi sayesinde bilgisayardan görüntülü yayına yarın başlayacak olan 'Forza Tv'ye Siyah Beyazlı taraftarlar www.forzabesiktas.com sitesinden ulaşabilecek.

İlk yayınını yarın saat 14:00 de gerçekleştirecek olan Forza TV nin ilk konukları, Doğan TV Spor Kanalları Spikeri Erdem Ulus ve Çarşı Grubu'nun lideri Alen Markaryan olacak.

İlk olarak dönemsel yayınlarla izleyicilerine ulaşacak olan Forza TV, ilerleyen dönemde yayın süresini de uzatmayı planladığı öğrenildi.

 

Forza Tv'ye Feridun Düzağaç, Cem Dizdar, Rıdvan Akar, Faik Gürses, İbrahim Altınsay, Güntekin Onay ve Adnan Dinçer gibi sanat ve spor dünyasının sevilen isimlerinden destek geldiği de kaydedildi.

Helal olsun. Yönetimin yapamadığını Çarşı yaptı. BJK TV'nin ne zaman açılacağı belli değil ama artık Forza TV var…

 

  • Share/Bookmark

Alen Markaryan 22 Aralık’ta Mersin’e Geliyor

16 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Beşiktaş, Beşiktaş Haberleri

Türkiye’nin en tartışılan ve en çok ses getiren taraftar gruplarından Çarşı’nın lideri Alen Markaryan Spor Ajans’a konuştu. Markaryan toplumlar içinde çürükler vardır onları temizlemekte bizim görevimizdir.Beşiktaş’lı duruşumuztan asla vazgeçmedik ve vazgeçmeyiz şeklinde konuştu.

BEŞİKTAŞ BİZİM HER ŞEYİMİZ

Beşiktaş’ın efsanevi taraftar grubu Çarşı’nın tribün lideri Alen Markaryan Spor Ajans genel müdürü Nedim Delibaş’a çok özel açıklamalar yaptı. Markaryan, Çarşı Grubu’nun bir günde doğmadığını ve bir günde bitmeyeceğini söyleyerek şunları söyledi. Çarşı’nın çizgisi hümanist bir yapıdır.Bu çizgimizden asla vazgeçmek gibi bir niyetimiz yok.Toplumlar içerisinde çürükler her zaman vardır.Bu çürükleri temizlemekte bizlerin temel görevidir.Biz asla Beşiktaşlı duruşumuzdan vazgeçmeyiz.Bugün Beşiktaş’ın başarılarında sevinir başarısızlıklarında ise üzülürüz. Bu kadar sorunlu günler yaşadığımız bir dönemde ülke olarak toplumun sorunlarına duyarsız kalmayan bir zihniyetin temsilciyiz.Ve şunu tüm Türkiye bilsin ki Beşiktaş bizim her şeyimizdir.

YILIN TARAFTAR GRUBU SEÇİLDİLER

Spor Ajans’ın düzenlediği La Marka 2009 spor adamları ödüllerinde halkın oylarıyla yılın taraftar grubu seçilen Çarşı’nın ödülünü Alen Markaryan alacak. Markaryan 22 Aralık Salı günü Mersin Hilton Oteli’nde düzenlenecek ödül töreninde Çarşı grubunun ödülünü büyük bir onurla alacağını belirterek bu zor günlerde bu ödül bizim için onur demek gurur demektir.Bize bu ödülü layık gören sporajans.org okurlarına şükranlarımı sunuyorum.

KIRMIZI ŞEYTANLARA MESAJ

Çarşı Grubu’nun lideri Alen Markaryan, Spor Ajans Genel Müdür’ü Nedim Delibaş’a yaptığı açıklamada tüm Türkiye’deki taraftar gruplarının tek bir amaç için mücadele ettiklerini belirterek onların bu onurlu yürüyüşlerini takdirle karşılıyoruz.Renklerimiz farklı olabilir ama hepimizin çektiği çileler,üzüntüler ve sevinçler hep aynı. Mersinli kardeşlerimizin son yıllarda yaptığı güzel işleri takip ediyoruz. Onlarla Mersin’e geldiğimizde uzun uzun sohbet edip karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak isterim ve Mersin İdman Yurdu’na sizin aracılığınızla başarılar dilerim şeklinde konuştu.

İŞTE ANKET SONUÇLARI

Yılın Taraftar Grubu BJK Çarşı 30.96 % (3233) Bursa Texas 24.25 % (2532) FB GençFB 23.28 % (2431) GS Ultraslan 18.55 % (1937) Kırmızı Şeytanlar 2.95 % (308) Toplam oy: 10441

Kaynak: http://www.sporajans.org/modules.php?name=News&op=NEArticle&sid=1676

  • Share/Bookmark

Beşiktaş Çarşı Grubu

05 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Beşiktaş

Beşiktaş Çarşı Grubu, Beşiktaş Kulübünün taraftarlarından oluşan belli bir grubun ismidir. 1982 yılında kurulan Çarşı grubu, futbol maçlarını ağırlıklı olarak Kapalı tribünde izler. En bilinen sloganları "Çarşı Atatürk harici her şeye karşı"dır .

Bu grup diğer taraftarlardan ya da taraftar gruplarından ilginç bir bileşen olmasıyla ayrılmakta, maçlarda takındığı tavırlar, açtığı pankartlar, dile getirdiği tezahüratlarla farklı bir taraftar profili çizmektedir. 1980'lerin ortalarından itibaren belirginlik kazanan, 1990'lardan sonra iyice bilinir hale gelen grup, aslında homojen bir yapıdan oluşmamakta ya da belli başlı üyelerden ibaret sayılmamaktadır.

Farklı sosyal tabakalardan, kültürel çevrelerden ve etnik kimliklerden, farklı ve hatta çatışan politik ve ideolojik alanlardan insanlar Çarşı Grubu adı altında toplanmaktadır. Bununla birlikte genel olarak muhalif bir görünüm ve söylem Çarşı Grubunun özelliği olarak işaret edilebilir.

Beşiktaş Kulübüyle doğrudan ilişkili grup üyeleri olabildiği gibi, özerk ve bağımsız taraftar olarak kendini ifade eden üyeler de söz konusudur. Ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerinin de içinde yer aldığı bir grup olarak bilinmektedir. Bunun sonucu olarak grubun öne çıkan özelliği hazır cevap ve mizahi yönü gelişmiş bir topluluk olmasıdır.

Grubun içindeki insanlar sürekli bir değişkenlik arz etmekle birlikte, belirli bir anlamda Çarşı Grubunun kendine özgü söylemi ve özgün tarzı sürekli geliştirilmekte, belirli bir doğrultuda sürdürülmektedir.
Bununla birlikte Çarşı Grubu denilence akla gelen daha çok tribünlerde görmeye alışık olunmadık tarzda muhalif bir söylem kullanması, sol politik söyleme ait kavramları ve sembolleri benimsemesi, güncel politik konulara ilişkin çoğu zaman beklenmedik tavır takınması olmaktadır.

Örneğin Çarşı yazarken A'yı anarşizmin sembolü olan yuvarlak içindeki a şeklinde yazmaları, genelde milliyetçi ve ülkücülerin egemen olduğu kabul edilen tribünlerde başlı başına bir ilginçlik olarak görünmektedir. Belirgin bir özellik olarak anti-faşist bir söylem görülmektedir grubun belli çıkışlarında. Ayrıca grup içinde kendilerini demokrat, sosyal demokrat, sosyalist, ekolojist vb. şeklinde de ifade edenlerin varlığı da söz konusudur.

İlginç yapısı nedeniyle dikkat çeken Çarşı Grubu bu nedenle medyada pek çok kere özel programlar ve haberlerle yer almıştır. Mehmet Ali Birand'ın sunduğu haber programı 32. Gün Çarşı için özel bir program yapmıştır. Ayrıca, pek çok dergi ve gazetedeki yazı dizisine konu olan Çarşı Grubu, popülerliği ve söylemleri ile TV dizilerinde de yer bulmuştur.

Fatih Terim'in Mehmet Ağar ile birlikte gazetelerde resimleri yayımlanıp imparator diye tanımladığı sırada Çarşı Grubu "imparatorluk değil tam demokrasi" diye pankart açarak tavır sergilemiştir. Ayrıca "Çarşı Alayına karşı" sloganı da söz konusu grubun hem öteki takımlara hem de politik kimliklere karşı duruşunu ifade etmektedir. Bülent Ecevit'in ölümü üzerine resmi sitelerine koydukları "Kara Kartal seni unutmayacak Karaoğlan" sloganıyla ilgi çekmiştir.
Dikkat çekici eylemleri arasında Barcelona CF'nin Kamerunlu siyahi oyuncusu Samuel Eto'ya La Liga'da hemen her maçta yapılan ırkçı tezahüratlar nedeniyle "çArşı ırkçılığa karşı -hepimiz Eto'yuz" pankartları ile destek vermeleri gelmektedir.

Grup, 1995-1997 yıllarında "Forza Beşiktaş" adında hiç bir yayın grubuna bağlı olmadan bir fanzin tarzında haftalık dergi çıkarmıştır. Bu dergi sadece bir spor kulübünün taraftarlari tarafından hazırlanıp, yayınlanan ilk süreli yayın olmuştur.
Çarşı grubunun dikkat çeken bir diğer tavrı Nükleer enerji santrallerine karşı duruşudur. 2005/2006 sezonunda bazı maçlardan önce açtıkları "Çarşı Nükleer Santrallere Karşı" yazılı pankartlarla dikkat çekmiş ve 2006/2007 sezonunda İnönü Stadyumu'nda oynanan Galatasaray derbisinde ise Greenpeace örgütü ile birlikte "Nükleersiz Türkiye" yazılı bir pankartla gösteri yapmışlardır.

2007 yılında kuruluşunun 25. yılını kutlayan Çarşı, bu sebeple düzenleyeceği etkinliklere Kızılay'a topluca kan bağışında bulunarak başlamıştır. 21 Nisan 2007 günü oynanan lig maçı öncesi Beşiktaş'ta kurulan çadırlarda 250'den fazla kişi kan vermiştir. 25. yılın anısına düzenlenen bir başka sosyal etkinlik ise "Hediyeni kap, Minitürk'e gel" sloganı ile 25 Nisan 2007'de kimsesiz çocuklara oyuncak ve kırtasiye dağıtılan organizasyon olmuştur.

çArşı Samsunsporun otobüs faciasını unutmayan bir topluluktur.
çArşı kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.
çArşı, yüreğinde Beşiktaş aşkını hisseden herkestir.
çArşı bir ruhtur.
çArşı, New York’da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir,

Prag'da duvara yazılmış bir yazıdır,Erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, Adana'da bir derneğin duvarlarına boyanmış siyah'la beyazdır, Galatasaray Lisesi duvarına yazılmış "çArşı ULAN" işaretidir.

Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır çArşı.
Zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç kaç?" sorusundadır çArşı.
Hakeme kızdığında "Satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.
Atatürk’e dil uzatan dönemin milletvekili Hasan Mezarcı'ya "Hasan Mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla Cumhuriyet'in Kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.
Fenerbahçelilerin yalakalıklarına "TEK ADAM, ATAM" ya da "Bir Pankartta Verhaugen’e Aç Avrupa Şampiyonu Ol Fener" diyen zekadır.
çArşı, fenerbahce lisesinde sarı lacivert kravat yerine siyah beyaz kravat takıp dolaşabilme cesaretidir, BEŞİKTAŞ aşkını pankartlarda "Başka Boyutların Tanrısı" diye ifade eden kalp’dir.
Ceza'sı gereği boş kalmış tribünlere "RUHUMUZ YETER" yazan yüreklerdir.
Kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "Cobarde Gallina Ortega (Korkak Tavuk Ortega)" pankartıyla maymun edenlerdir.
"Erkek Adam Renkli Takım Tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. "Işıklar Söndüğü Zaman Tüm Fenerliler Güzeldir" pankartıyla taraflı tarafsız herkesi güldürenlerdir.
"Bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "en fazla sinekte b.kun üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır.
Futbolcusuna kızdığında "Aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır.
2 Km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.
S.Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta, boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek KARAKARTALLARINI seyreden nine'dir.
Tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür.
Omuz omuza zıplayıp "Beşiktaş’ım benim biricik sevgilim" diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan Solcusudur, Sağcısıdır, Ateistidir, Hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.
Irak işgalinden önce Savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.
Mitinglerde "BEŞİKTAŞLIYIZ, SAVAŞA KARŞIYIZ" tezahüratlarında, Tribün'de "Savaşa HAYIR", "Amerikan Şahinlerine karşı Karakartallar" pankartlarıyla tepkisini koyandır.
Bir F16 burnuna yapılmış Kartal’dır. çArşı’nın "A" sını Anarşinin "A"sıyla yazan, güce tapmayan isyankarlıktır.
"Siyah Beyaz Ölüm Yaşam" diyen felsefedir. Delikanlılığı da hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.
Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.
Nazım Hikmet'in "ASLOLAN HAYATTIR" ına tribünlerin Hacı Babasıyla "HAYATTA BEŞİKTAŞ" diye ölümsüzleştirenlerdir.
"çArşı, MUSTAFA KEMAL HARİÇ HERKESE, HATTA KENDİNEDE KARŞI" diyen aykırılıktır.
Tribüne boydan boya "Ölüm Ne Zaman ve Nereden Gelirse Gelsin; Mezarıma Siyah Beyaz Güller Atılacaksa, Mezar Taşıma BEŞİKTAŞ Yazılacaksa, Böyle Ölüm Hoş Gelsin Sefa Gelsin…" yazan ölümsüz sevgidir.
çArşı ruhu BEŞİKTAŞININ uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞINI taparcasına seven çılgın aşığıdır.

 
ÇARŞININ KURUCULARI

Sarı-Cem Cüneyt Baba Optik-Ercü Çene-Selim(İnci) Sarı-Kabataş Hakan Morgöz Selçuk-Tekdiş Yavuz Yumurta Yılmaz-Deve Erol Cüce Ayhan-Çingene Erol Siirtli Veysel-Tatar Şenol Çarşnın Yiğidi-Soner Deli Hazım Hacı baba-Sarı Şenol Kepçe Mestan-Koko Cavit Tarkan-Arap Mer

Ankaralı Ayhan-Marlo Erdal Alpay-Parlak Serkan Faal Ali-Ceviz Ali Pembe Hasan-Jaws Cengiz Hürriyet-Denyo Yılmaz Şevşek Ali Amigo : Alen Markaryan

  • Share/Bookmark