
Burdur'un kent merkezi yakınlarında son 1 ay içinde meydana gelen ve tarlaları ikiye bölen 250 metre uzunluğunda ve yaklaşık 5 metre derinliğindeki dev yarıklar korkutuyor.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde (MAKÜ) görev yaptığı süre içinde Burdur'un çeşitli yerlerinde yaptığı araştırmalarla adından söz ettiren Bilecik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Nurfettin Kahraman, Burdur'un Menderes Mahallesi’nin alt bölümlerinde dev yarıklar olduğunu ortaya çıkardı.
Son 1 ay içinde oluşan yarıklarda araştırmalar yapan Yrd.Doç.Dr. Nurfettin Kahraman, “İlk olarak 1999 yılında Marmara Depreminin ardından Burdur’un Gökçebağ Köyü yakınlarında tarlaları ikiye bölen yarıklar meydana gelmişti. Burdur kent merkezine doğru yaklaşan dev yarıklar, bu kez de Burdur'un kenar mahallelerinden biri olan Menderes Mahallesi yakınlarında ortaya çıktı. 3 hat halinde 250 metreyi aşan dev yarıklar yer yer 5 metre derinliği buluyor” diye konuştu.
Burdur’da meydana gelen dev yarıkların oluşması için 3 temel sebep olması gerektiğini savunan Yrd.Doç.Dr. Kahraman, şunları söyledi:
“Birinci neden depremdir. Bu tarz yarıkların oluşabilmesi için uzmanların ifadesiyle en az 6 veya daha büyük depremlerin meydana gelmesi gerekiyor. Bu yarılmaların meydana geldiği yerlerin yakınlarında oturan ya da o olayları gören insanlara sorduk. Hepsi de hiçbir sarsıntı hissetmediklerini söyledi. Dolayısıyla bu olayın depremle ilgisi yok. İkinci sebebi ise zemin özellikleriyle ilgisi olabilir. Üçüncü neden ise havzanın tektonik özelliklerini göz önüne alarak açıklayabiliriz.”
AĞAÇLARI BİTKİLERİ YUTUYOR
250 metre uzunluğunda ve derinliği 5 metreyi bulan dev yarıklar ağaçları bitkileri içine alıyor. Tarlaları ikiye bölen yarıklardan endişe eden köylüler ise, yarıkların oluşması sırasında herhangi bir sarsıntı hissetmediklerini söyledi.
Öte yandan yarıkların ortaya çıkmasının ardından Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Yrd.Doç.Dr. Kahraman ile birlikte bölgede incelemelerde bulundu. Vali Özçimen, incelemelerin ardından Burdur İl Afet ve Acil Yardım Müdürü Mehmet Oral’a gerekli incelemelerin yapılması için talimat verdi.


Etiketler: Burdur, Deprem, Deprem Haberleri, Deprem Tehlikesi, Dev Yarıklar, Jeoloji, Jeoloji Haberleri, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Menderes Mahallesi, Türkiye'den Deprem Haberleri, Türkiye'den Jeoloji Haberleri, Yarık, Yrd.Doç.Dr. Nurfettin Kahraman

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi öğretim üyesi aynı zamanda Türkiye Bilimler Akademisi'nde görevli Prof. Dr. Naci Görür, can kaybına uyarıların dikkate alınmamasının neden olduğunu söyledi.
Prof. Görür, ayrıca Doğu Anadolu fay hattının büyük bir deprem üretebileceğini söyledi.
Kendisinin de Elazığlı olduğunu belirten Prof. Dr. Görür, şunları söyledi:
“Elazığ ve çevresinin bir deprem bölgesi olduğu, yakın zamanda yaptığımız toplantılarla tartışıldı. Ancak halkının deprem konusunda çok bilgisiz olduğunu gördüm. Bizim milletimiz, bizim yöneticilerimiz uyarıları pek ciddiye almıyorlar. Deprem olduğunda zaten felaketten üzüntüden söz ediyorsunuzdur. Önemli olan daha önceden konuşulduğunda bu uyarılara itibar edilmesi gerekiyor. Doğu Anadolu fay hattı, bu bölgede büyük deprem üretebilir. Bundan sonra da beklenebilir. Buradaki yapı türlerinin yerleşim alanlarının güvenli olması gerekir.”


''Deprem tehlikesi kapıda''
Prof. Dr. Görür, ''Artık Marmara'da deprem alarmı verildi. Deprem tehlikesi kapıda ve bu tehlike de geçmeyecektir.
Marmara Denizi'nde fay hattıyla ilgili ilk çalışmayı gerçekleştiren Fransız Le Suroit gemisinin, 4 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında, AB'nin ''Avrupa Denizleri Gözlem Ağı İstasyonları (ESONET) Projesi'' çerçevesinde Marmara Denizi'nde kurulacak deniz altı gözlem istasyonlarıyla ilgili yaptığı çalışmanın sonuçları açıklandı.
Beyoğlu'ndaki Fransız Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, uzun yıllardır Marmara Denizi'nde yürütülen araştırmaların ana hedefinin İstanbul'u bekleyen deprem riski olduğunu söyledi.
Marmara Denizi'nin, 1999 depreminden önce araştırılmadığını, o tarihten itibaren yapılan araştırmalarla da dünyanın en çok araştırılan denizi haline geldiğini anlatan Prof. Dr. Görür, bu süreçte iki ulusal, yedi uluslararası gemiyle yürütülen çalışmaların da sonuçlandığını anımsattı.
Prof. Dr. Görür, bu araştırmalarla, Marmara Denizi altındaki fay sisteminin geometrisi, boyutları, birbirleriyle olan ilişkileri, olası kırılmanın nasıl olacağı, İstanbul'un hangi bölgelerinin nasıl etkileneceği gibi konulara ışık tutulduğunu da belirterek, son araştırmayla da Marmara Denizi tabanındaki fayların bazı bölümlerinde gaz ve sıvı çıkışları olduğunun tespit edildiğini vurguladı.
Marmara Denizi'nde açığa çıkan gaz ve sıvının, denizaltında gözlem istasyonları kurularak kimyasal ve fiziksel olarak gözlemlenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Görür, ''Marmara Denizi'nde kimyasal ve fiziksel değişimleri gözlemek bir bakıma deprem süreci başladığında depremin ayak seslerini önceden duymak anlamına gelir'' dedi.
ESONET projesiyle tüm Avrupa denizlerinde kurulmak istenen deniz altı gözlem istasyonlarının, bu denizlerdeki deprem başta olmak üzere doğal tehlikeleri gözlemleyeceğini dile getiren Prof. Dr. Görür, bu projeye Marmara Denizi'nin de eklenmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Proje çerçevesinde Marmara Denizi'nde kurulması planlanan gözlem istasyonlarının İTÜ, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesince işletileceğini kaydeden Prof. Dr. Görür, bu konuda yetkili kurumların ve merkezi yönetimin desteğini beklediklerini de söyledi.
''DEPREM TEHLİKESİ KAPIDA''
Prof. Dr. Görür, Fransız araştırmacıların, Marmara Denizi'nin tabanına öncelikli olarak iki deprem istasyonu kurulmasını önerdiklerini belirtti.
Bilim adamlarının, 1999 depreminden sonra Marmara'da 30 yıl içinde deprem olacağını söylediğini anımsatan Prof. Dr. Görür, ''Artık Marmara'da deprem alarmı verildi. Deprem tehlikesi kapıda ve bu tehlike de geçmeyecektir. Bu alarmın ülkeyi yönetenlerce de ciddi alınması lazım'' diye konuştu.
''MARMARA DENİZİ'NDE GAZ VE PETROL ÇIKIŞI VAR''
Fransa Deniz Araştırmaları Enstitüsünden (IFREMER) Prof. Dr. Lois Geli de, Le Suroit gemisinin 4 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi vererek, denizaltında faya yakın noktalarda gözlem istasyonlarının kurulmasının önemine işaret etti.
"Marmara Denizi tabanında gaz ve petrol çıkışları olduğunu tespit ettik'' diyen Geli, bu çıkışların Küçükçekmece'nin güneyinde ve Tekirdağ ile Silivri arasında zirve yaptığının görüldüğünü anlattı.
Prof. Dr. Geli, gözlem istasyonlarının da bu bölgelere kurulmasını önerdiklerini söyledi.
IFREMER'den Prof. Dr. Roland Person da Marmara Denizi'nin ESONET projesi içinde yer almasının önemine dikkati çekerek, istasyonların sadece deprem için değil, çevre ve küresel ısınma konusunda da bilgi vereceğini dile getirdi.
İSTASYONLARIN 2011'DE FAALİYETE GEÇMESİ PLANLANIYOR
İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Çağatay da, Fransızların önerdiği denizaltı gözlem istasyonlarından birinin Küçükçekmece'nin 12 kilometre güneyine, diğerinin de Marmara Adası'nın 15-20 kilometre kuzeyine kurulmasının planlandığını belirterek, ayrıca bir pilot istasyonun da Gebze'nin beş kilometre güneyine kurulduğunu anlattı.
''Gerekli kaynaklar bulunursa istasyonların 2011 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor'' diyen Prof. Dr. Çağatay, istasyonların işletme giderleri de dahil beş yıllık maliyetinin 10 milyon avro olacağının da hesaplandığını kaydetti.
Prof. Dr. Çağatay, Marmara'nın tümünün deprem riski altında olduğunu, ancak fayın nereden kırılacağını kimsenin bilmediğini de söyledi.Toplantıya Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Herve Magro da ev sahipliği yaptı.
Etiketler: Bilim ve Teknoloji Haberleri, Deprem, Deprem Haberleri, Deprem Tehlikesi, Fay Hattı, Haberler, İstanbul Depremi, Jeoloji Haberleri, Marmara Denizi, Marmara Depremi, Türkiye'den Jeoloji Haberleri